28 Ekim 2007 Pazar

BODRUM"DAKİ...

BODRUM"DAKİ...

Bodrum'da yurtsever/vatansever işadamları, bağımsız bir "işadamları derneği" kurmuşlar; ne TÜSİAD'la, ne MÜSİAD'la ilişkili. Eksik olmasınlar, halka bir konuşma yapmam için davet etmişlerdi; nihayet geçen hafta gidebildim. Orada evrenkent yok; halk genellikle gezim (turizm) işinden geçimini sağlıyor. Son yıllarda büyük kentlerden de aydınlar gelip Bodrum ya da çevresindeki köylere yerleşmişler.

Toplantı, Bodrum Belediyesi'nin kültür merkezinde büyük ve coşkulu bir dinleyici kitlesinin katılımı ile gerçekleşti. Gece ve ertesi gün de çeşitli sohbet toplantıları. İlk gün Milâs/Bodrum yerel TV'sinde bir iki saatlik canlı yayın, sonra iki radyo FM kanalında kayıt. Bodrumlular ve çevre halkı ile kaynaştık. Ne büyük mutluluk. Gördüm ki, Bodrum ve civarında da "Büyük Uyanış" başlamış.

Bodrum'u 1980'li yıllar ortalarında birkaç kez yelkenle denizlere açılmak, sahillerimizi, sonra da İstanköy gibi burnumuzun dibindeki adaları ziyaret için üs olması itibâriyle ziyaret etmiştim. O sıralar Marmaris'in güzelim koylarında da demirlemiştim. Ama yakınlarda Marmaris'ten geçtiğimde, doğanın da, Türk kimliğinin de on beş yılda nasıl perişan edilmiş olduğunu görüp hayıflandım doğrusu. Bodrum da öyle olmuştur diye endişeli vardım Bodrum'a. Ama çok şükür, Bodrum hayli büyüdüğü hâlde düzenli gelişmiş. Sevindim. Yerlisinin de, sonradan gelip yerleşenlerin de bilinçli olmasının payı önemli, yüksek binalara izin verilmemiş olmasının da. Antalya, Mersin, Göreme, Kuşadası gibi gezim bölgeleri, hayli geç kalınmış da olsa, örnek almalı.

Bodrum gezim (turizm) bölgesi olduğu için konuşmamda Batı'nın Türkiye üzerindeki ikinci uzun vâdeli derin oyunu (birincisi yabancı dille eğitim) olan gezim adına oynananlara ağırlık verdim.
Havaalanından kente gelirken yol kenarı reklâm levhalarına bakan yabancı, Türkiye'ye geldiğini anlamakta güçlük çekiyor. Bir de Türkçe'nin imlâsını bozma faaliyetleri var ya... Bir levhada "Ashk Clup" yazıyor. Güler misin, ağlar mısın? Şu onursuzluğa, bir de ahmaklığa bak: Behey gafil (belki de kasıtlı hain)! "ş"yi "sh" yazdın diye yabancı "aşk"ın ne olduğunu mu anlayacak? Hangi marazî kafa böyle bir şey yazabiliyor? Ey Bodrum'un vatansever ahalisi, böyle kepazelikleri artık görmezlikten gelmeyiniz. "Büyük Uyanış"a katılmış olduğunuza göre, derneklerinizle, belediyenizle böylelerini tespit edip toplu hâlde ikâz edin. Yoksa bu gibileri Bodrum'un genelini küçük düşürüyor. Düzinelerle ilçe, il belediyeleri yurdun her tarafında dükkân, işyeri adlarının Türkçe olması için seferber oldular. İlk başlayan da Karaman idi. Bu suretle Karamanlılar, Türkçe savunucusu Karamanoğlu Mehmet Bey'e lâyık torunlar olduklarını ispatladılar. Yıllar öncesinden (Bkz. O.S. kitabı "Bye-Bye Türkçe" Otopsi Yayınları, 6. Baskı, Nisan 2002, İstanbul) belediyelere şu öneride bulunmuştuk: En güzel Türkçe ad koyan esnafı yarışmayla belirleyip törenle ödül verilsin. Bunu belediye yapmamakta direniyorsa (oylarınıza da dikkat!), dernekler de yapabilir. Güzellikten anlamayan, yaptığı hâtâyı, uyarıldıktan sonra idrak etmek istemeyen, Türkçe düşmanıdır. Bu en önemli ayraç, belirteç: Türkçe düşmanı olan aslında Türk Ulusu'nun ve Türk yurdunun düşmanıdır. Kimsenin şüphesi olmasın.
Bodrum'un ortasında bir kuyumcular sokağı var; kısa, güzel bir sokak. Oradan geçerken, iki yanında altınlar ışıl ışıl ışıldıyor. Fakat baktım: Dükkân adları "Ahmet's Jewellery" gibi. Allah Allah diyorsun, yabancı gezmen o kadar ahmak mı ki, oranın kuyumcu olduğunu anlamayacak? Üstelik, gelenlerin çoğu Fransız, Alman, İtalyan, İspanyol. Onlar da, fark etmişsinizdir, o dili biraz bilseler bile (birçoğu da bilmez) kendileriyle İngilizce konuşmaya kalkana kızarlar. Memnun olmalarını istiyorsan, çat pat da olsa onların dilinden konuşacaksın. Bak o zaman nasıl yüzleri gülecek, seninle yakınlık kuracaklar.

Böyle şeyleri Bodrum'da konuşmuştuk. Artık ayrılacağım sıra, geçerken bir de baktım, öyle bir dükkânın önüne merdiven dayanmış, "Jewellery" yazısı sökülüyor, yerine "kuyumcu" harfleri takılıyor. İşte Bodrumlulara bu yakışır. Sağolun. Türkçesever, yurtsever esnaf görecek ki, iş yerlerinizde onur ve Türk kimliği belirtileriniz arttıkça yabancılar da size itibar edecek, alış-verişiniz, geliriniz de artacaktır. Gezmen (turist), değişik bir kültürü, yaşam tarzını tadabileceği, haysiyetli insanların yaşadığı bir ülkeye gitmek ister. Bodrum'daki bilincin, uyanışın Türkiye'nin her yöresine dalga dalga yayılacağından eminim.

11 Nisan 2002, Kocatepe, Ankara
Oktay Sinanoğlu

Hiç yorum yok: